Image and video hosting by TinyPic hoşgeldiniz!!! - Blogcu



5/3/2009 · Kategori: birazda bilgi__

İLK YAZIYI KİM BULMUŞTUR?

"British Museum'dan Vivien Davies, tarihte ilk yazıyı kimin bulduğuna dair ilginç iddialar ileri sürdü. Davies, ‘‘Mısır’’ adlı yeni kitabında, yazının Sümerler değil, Mısırlılar tarafından bulunduğunu öne sürüyor.

Davies, yakın geçmişte Abidos'da yapılan kazılar sonucunda ilk hiyerogliflerin M.Ö. 3350 yılına ait olduğunun ortaya çıktığını belirtiyor. Bu hiyeroglifler, Sümer yazıtlarının ilk örneğinden yaklaşık 150 yıl öncesine rastlıyor.
Davies, buluntuların yalnızca yazının bulunmasıyla ilgili bilgiler vermekle kalmadığını, aynı zamanda Mısır'daki ilk sülaleyle ilgili bilgiler verdiğini de söylüyor. Böylece ilk sülalenin M.Ö. 3250 yılında saltanat sürdüğü ve daha sonra onu 30 ayrı sülalenin izlediği açıklık kazanıyor."

İLK KAĞIDI KİM BULMUŞTUR?

Çin'de yapıldığına ait bulgular vardır.hikayesi ise söyledir.her seyahatinde yanına onlarca papirüs almaktan bıkan imparator vezirlerine kolay taşınabilen,az yer kaplayan,uzun süre dayanan bir şey icad edip,yazıları ona yazılmasını emrediyor. bir vezirde sülüloz özünden bugün ki kağıdı yapıyor.bazı iddalara görede türklerin bulduğuda söylenmektedir. kağıt,hamur haline getirilmiş, çeşitli nebati (bitkisel) maddelerden yapılan, üzerine yazı yazılan, ince, kuru yaprak. İnce bitki liflerinin keçeleşmesi ile meydana gelir.

İLK MATBAYI KİM BULMUŞTUR?

Tarih kaynakları, M. Ö. 5. yüzyılda Yunanistan`da,daha sonra Roma ve Doğu uygarlıklarında kitapçılığın bilindiğini belirtmektedirler. Bu kitaplar,bir kişi metni okurken çok sayıda kölenin elle yazarak ayrı ayrı nüshalar hazırlaması şeklinde çoğaltılıyordu. Yazma kitapların en eski tarihlisi ve eski Mısır mezarlarında bulunan, cenaze törenlerine ilişkin yazıların yazıldığı papirüs M. Ö. 4. yüzyıla kadar kullanılmış, daha sonraları bunun yerini parşömen almıştır. Manastırlarda yaygın ölçüde kullanılan parşömen çok pahalıydı. Parşömen üzerine yazılmış kitaplar daha da pahalıya satılıyor, bunlardan ancak rahipler ve varlıklı kişiler yararlanıyorlardı.

Hazerfen Ahmet çelebi kimdir?

Hezarfen Ahmet Çelebi, kendi geliştirdiği takma kanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan biri olan, 17. yüzyılda Osmanlıda yaşamış Türk bilginidir. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan IV. Murat zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir.

Hezarfen'in, Leonardo da Vinci'nin kuşlar üzerinde yaptığı çalışmalarından ilhamlandığı sanılmaktadır. Tarihi uçuşuna İstanbul'daki Galata Kulesi'nden başlamış ve İstanbul Boğazı'nı uçarak geçmeyi başarmıştır. Böylece kıtadan kıtaya uçarak bir ilke daha imza atmıştır.

27/2/2009 · Kategori: ecemvewikipedi

merhaba arkadaşlar
ben Ecem blogumu sizlere yaralı olsun diye açtım zararlı olsun diye deyil bu blogu aslında okulda öğrendiklerimi yazacaktım ama kullanmadım bana soru sorarsanız cevaplarım cevabınızı ögrenebilmeniz için kategorilerimin soru-cevaplar bölümüne bakmanız gerekir
by ecosh
10/12/2008 ·

Mustafa Kemal'in Çocukluğu - 4

 Bazı günler Mustafa Makbule’yi bakla tarlasında yalnız bırakıp çevrede gezmeye çıkıyordu. Bir gün Mustafa gezerken bir kaval sesi duydu. Bu kavalı kimin çaldığını merak edip kaval sesinin geldiği tarafa doğru yürüdü. Biraz gidince bakt...

Mustafa Kemal'in Çocukluğu - 3

 Bir akşam yemeği sonrasında çiftlikteki odada oturulmuş ve gündelik olaylar konuşuluyordu. Hüseyin Ağa: “ Yarın erkenden elma bahçesini çapalayıp, yabani otları ayıklamaya gidecektim ama çapayı bulamadım. Hanım, çapayı bir yere koymuş olmaya...

Baba İle Oğul - Can Dündar

Yoksuldu baba... Çok zor kosullarda, zar zor büyüttü oglunu... emedi ona yedirdi, giymedi onu giydirdi. En büyük ideali yavrusunun kendi ayaklari üzerinde durabildigi günleri görüp Avrupa'ya yerlesmekti. ...

Mustafa Kemal'in Çocukluğu - 2

 Mustafa’nın kız kardeşi Makbule rahatsızlandığı için çiftlikte kalmıştı. Bugün Mustafa tek başına bakla tarlasında bekçilik yapacaktı. Şu karga kovalama işinin pek bir zorluğu kalmamıştı. Bakla tarlasına gelmeye başladığı ilk günlerde kargal...

Mustafa Kemal'in Çocukluğu - 1

 Mustafa, annesi ve kız kardeşi ile birlikte dayısının çiftliğine gitti. Akşamüstü çiftliğe vardıklarında dayısı onları çok candan bir şekilde karşıladı. Hal-hatır sormalardan, iltifatlardan sonra akşam yemeği yendi. Yemekten sonra bir saat k...

10/12/2008 ·
Sabır küpü çeşitleri. Soldan sağa: Rubik's Revenge, Rubik Küpü, Profesör Kübü ve Cep Küpü.

Türkiye'de piyasaya sunulduğu adıyla Sabır Küpü, Zeka Küpü ya da özgün adıyla Rubik Küpü (Rubik's Cube), 1974 yılında Macar heykeltıraş ve mimar Ernõ Rubik tarafından icat edilen mekanik bir bulmacadır. Bu plastik küp başlıca dört şekilde piyasaya sürülmüştür: 2×2×2'lik Pocket Cube (Cep Küpü), 3×3×3'lük standart küp, 4×4×4'lük Rubik's Revenge (Rubik'in Öcü), 5×5×5'lik Professor's Cube (Profesör Küpü). 6×6×6 ve 7×7×7'lik küpler hâlihazırda üretilmektedir.[1]

"Sabır Küpü" diye bilinen 3×3×3'lük modelin her yüzünde 9 kare olmak üzere alanı toplam 54 kare, hacmi de 26 birim küptür (ortadaki görünmeyen küpü saymazsak). Yüzeyindeki kareler genel olarak altı farklı renk ile etiketlendirilmiştir. Bulmaca çözüldüğünde küpün her yüzü tek renkten oluşur. 3×3×3'lük özgün modelin yirmi beşinci yıldönümü, 2005 yılında, beyaz yüzün ortasında bulunan etiketin, "Rubik's Cube 1980-2005" yazılı logoyu taşıyan parlak bir etiketle değiştirildiği özel serinin satışa çıkarılmasıyla kutlandı.

Yaratıcısı tarafından ilk olarak "Sihirli Küp" adı verilen bulmacaya 1980 yılında "Rubik's Cube" adı verildi ve aynı yılın Mayıs ayında tüm dünyaya dağıtıma başlandı. 300 milyon adetle dünya üzerinde en çok satılan oyuncak olduğu söylenir.[2]

10/12/2008 ·
Fil, (Elephantidae), hortumlular (Proboscidea) takımından bir familyadır. Familyanin günümüzde varlığını sürdüren Asya fili (Elephas maximus) ve Afrika fili (Loxodonta africana) olarak iki türü bulunmaktadir.

Afrika fili yaşayan kara hayvanlarının en irisidir; ağırlığı 7,5 tonu, omuz yüksekliği 3-4 metreyi bulur. Hindistan filinin ağırlığı 5 ton omuz yüksekliği 2,5-3 m dolayında, kulakları da Afrika filinkinden çok daha küçüktür. Fillerin bütün azı dişleri aynı anda çıkmadığı için ağızlarında işlevsel olan tek bir azı dişi bulunur; bu diş yıprandıkça yerini yenisi alır. Afrika fili 60 yaşına geldiğinde altıncı ve sonuncu azı dişini de yitirir. Fillerin ortalama yaşam süresi 60-80 yıldır. Fillerin birbirleriyle iletişim içinde olması onların bir araya toplanmasını sağlar ayaklarını vurarak ya da değişik sesler çıkararak 40-50 Hz arasında değişen frekanslarla iletişim kurarlar. Devamı...

« Önceki ::



Image and video hosting by TinyPic